Türkiye tarihi, Asya ve Avrupa kıtalarının kesişim noktasında yer alan bir coğrafyada şekillenmiştir. Bu topraklar, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu sayede siyasi, kültürel ve dini açılardan zengin bir miras oluşturmuştur. En eski yerleşimlerden biri olan Çatalhöyük, Neolitik Dönem’in önemli merkezlerinden biri olarak Anadolu’da yer alır ve insanlık tarihine dair pek çok ipucu sunar. Ardından sahneye çıkan Hititler, Orta Anadolu’da kurdukları güçlü imparatorluk ve bıraktıkları kalıntılarla Türkiye tarihine damga vurmuştur.
MÖ 1200’lü yıllarda Anadolu coğrafyasına farklı toplulukların akınları başlamış, Frigler, Lidyalılar ve Urartular gibi medeniyetler bölgeyi şekillendirmiştir. Lidyalılar, tarihte ilk madeni parayı basarak ticaretin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu süreçte Anadolu, ticaret yollarının kesişim noktası olması nedeniyle farklı kültürlere ev sahipliği yapmaya devam etmiştir. Büyük İskender’in seferleriyle Hellenistik Dönem’e geçilmiş, bu dönem sanat, felsefe ve mimari alanlarında Anadolu’ya zengin bir kültürel miras kazandırmıştır.
Roma İmparatorluğu’nun egemenliği altına giren Anadolu, Bizans Dönemi’nde de stratejik önemini korumuştur. İstanbul (eski adıyla Konstantinopolis), Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olarak ticaret ve kültürün merkezi hâline gelmiştir. 11. yüzyılın ortalarına doğru Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya girmesiyle yeni bir sayfa açılmış, Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Malazgirt Zaferi (1071) gerçekleşmiştir. Bu zafer sonrasında Anadolu’nun büyük kısmı Türkleşmeye başlamış, mimari ve sanat alanında da özgün eserler ortaya konmuştur.
Selçuklu Devleti’nin zayıflamasıyla beylikler dönemi başlamış, bu beyliklerden biri olan Osmanoğulları, kısa sürede güçlenerek Osmanlı İmparatorluğunu kurmuştur. Osmanlılar, 600 yılı aşkın bir süre üç kıtada hüküm sürmüş, İstanbul’un fethi (1453) ile de Bizans İmparatorluğu’na son vermiştir. Bu uzun imparatorluk dönemi, Türkiye tarihinin sosyal, kültürel ve mimari anlamda evrensel eserler ve miraslar bırakmasına olanak sağlamıştır. Dolmabahçe Sarayı, Topkapı Sarayı ve Mimar Sinan’ın camileri gibi yapılar, bu zengin dönemin izlerini günümüze taşır.
yüzyılın sonlarında başlayan reform hareketlerine rağmen Osmanlı Devleti giderek gücünü yitirmiş ve 1. Dünya Savaşı sonrasında dağılma sürecine girmiştir. Bu süreçte Kurtuluş Savaşı, Türk halkının bağımsızlık mücadelesini simgelemiş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilmiştir. Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte modernleşme ve çağdaşlaşma alanında önemli adımlar atılmış, çok partili hayata geçiş, eğitim reformları ve sanayileşme politikaları uygulanmıştır.
Bugün Türkiye, köklü geçmişiyle kültürel, sosyal ve tarihi değerlerini korumaya devam ederken, modern dünyanın gerekliliklerine uyum sağlayan bir ülke konumundadır. Türkiye tarihi, Hititlerden Osmanlı’ya, Selçuklulardan Cumhuriyete uzanan zengin ve çok katmanlı bir hikâyeyi barındırır. Bu köklü miras, farklı medeniyetlerin izlerini bir araya getirerek bugünün Türkiye’sini şekillendiren önemli bir mozaiği ortaya koyar.